Rate this!
Add your watchlist!

Annihilation (2018)

Rate this!
REVIEWS (1)
Mor 7
Mor (17.03.2018 10:47)
Annihilation -türkçe olarak annihilasyon- fizik terimlerinden biridir. Pet cihazlarındaki ışın üretim yöntemlerinin bir bölümüdür ayrıca. Yüksek frekanslı radyasyon (foton) bir atomun çekirdeği ile etkileştiğinde ortaya pozitif ve negatif yüklü 2 pozitron açığa çıkar. Ancak pozitif pozitron ortamdaki negatif yüklü elektronlarla etkileşerek annihile olur ve madde miktarı kadar enerji yayar. Kısaca madde enerjiye dönüşür yani. Aslında burada bir yok olma yok zira fizik yok olmayı kabul etmez. Kabul ettiği, maddenin enerjiye, enerjinin maddeye ya da başka bir forma dönüşeceği fakat tamamen yok olmayacağı...

Kısa fizik dersinden sonra, kanser genetiği çalışmaya başlayan bir biyolog olarak özellikle "cell cycle" yani mikroskop incelemelerinde görülen hücre döngüsü kısımlarında hikayeden kopuşlar yaşadığımı belirtmek istiyorum. Bilimsel alt yapı çok sağlam değildi açıkçası. Nedenine gelince;

-----ağır spoiler-------

Hücreler hayatları boyunca embriyonik ve gelişim dönemi haricinde ve bağırsak epiteli, cilt, germ hücreler (kemik iliği hücreleri vb.) haricinde devamlı uyku modundadırlar. Bazıları bir travma olduğunda bu uyku fazından uyanıp döngüye devam ederek bölünürken (karaciğer hücreleri gibi) , bazıları ise oldukça differansiye oldukları için (nöronlar, kalp hücreleri) öldüklerinde yerlerine yenilerini getiremezler.

Tümör, bu hücre döngüsünün bazı safhalarında bulunan kontrol noktalarındaki genlerin düzgün çalışmaması ya da inaktive olması ile hücrenin olağandışı bölünerek büyümesi ile oluşur. "E, bunda ne var" derseniz yeni oluşan yapı sağlıklı yapıları da bozarak insan organizmasının ölümüne neden oluyor. Tabi bu bilinen nedenlerden sadece biri.

Kollarda beliren dövme fikri cilt hücrelerinin döngüsü kısa ve bölünmeye meyilli olduğu için olabilir, keza bağırsaklardaki anomali de öyle. Ancak kandan yapılan mikroskop incelemesi biraz oturmamıştı. Işık mikroskobunda karanlıkta hele ki mitoz'u göremezsiniz. En azından bunu parıltı ile çözmüşler. Dna kırıkları ise ya hücre ölümü ya da kromozomal aberasyonlarla sonuçlanır ki organizmanın bu denli anomaliye maruz kalıp hala bütünlüğünü koruyabilmesinin nedeni açıklanamamış.

Film de hoşuma giden şey ise herkesin isteğine kavuşması. Lena, Kane için bir tedavi bulma ümidiyle parıltıya giriyor ve buluyor. Sheppard, kızı yerine kendisi ölmediği için suçluluk hissediyor ve istediği sona kavuşuyor. Radek, izole hayatında kendini yalnız hissediyor ve aidiyet bulduğu yerde kalmayı tercih ediyor. Anya ise eski bir bağımlı ve parıltı girmesinin tek nedeni Radek'i korumak. Hayatı pahasına da olsa koruyor. Dr. Ventress, hasta. Bu ölümcül hastalık yaşamdan koparmadan önce son bir görev ile ölümsüzlüğü hedefliyor ve aslında parıltının merkezine girerek orada ölümsüzleşiyor.

Gelelim ouroboros dövmesine. Bu simge simyacılar arasında denge ifadesi olarak yorumlanır. Doğa da dahil tüm canlılar denge içinde olmaya çalışırlar. Bu en temel yaşamsal dürtüdür. Dikkatli izleyenler dövmenin aşama aşama oluştuğunu ve tamamlandığında da kişinin parıltı ile biyolojik bağının tamamlandığını görebilir. Bu prosese uygun olmayanlar ise bir şekilde yaşamlarına kendi formlarında devam edemiyorlar...

Sonu ile ilgili bir çok spekülasyon yapılabilir lakin ben insan ırkını istila amacı güden bir tanımlanamayan yapı hissini alamadım. Eskaza geldiği Dünyaya adapte olmaya çalışan bir canlı var karşımızda. Zira etki alanı içindekileri öldürmüyor, onunla benzeşmeye ve etkileşmeye çalışıyor.

Bilim-kurgusever olarak kitabını okumasam da, metaforlar kişiden kişiye değişse de bildiğim bir alanda "biyoloji" temelli bir çıkış noktası olduğu ve malesef izlerken bilimsel tutarlılık aramak durumunda kaldığım için 3 puan kırdım.

Film aslında Dr.Ventress ve Lena'nın intihar üzerine diyaloğu şeklinde felsefi boyutta ilerleseydi elimizde "Arrival" gibi ileri düzey bir eser olabilirdi.

----- Ağır Spoiler -----